26 Haziran 2018 Salı

BAŞBUĞ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK'ün TÜRKÇÜ,TURANCI,MİLLİYETÇİ DÜŞÜNCELERİ
<< < (2/11) > >>
Bağatur-Şad:
Atatürk büyük bir önder ve gerçek bir Türkçü
Bu düşüncelerini biliyordum ama bir daha tekrarlayınca gözlerim doldu bana özellikle Turan için fikirleri hayatımda dahaçok mücadele şevki verdi...Başbuğların başbuğu Türk'ün en türkçü atası ruhu şad olsun.
Tengiz:
Alıntı sahibi: K A L K A N üzerinde 22 Kasım 2009, 23:45:50


1933 yılında, Amerikalı General McArthur'un "Sizin Türkiye'nin geleceği hakkında tasavvurlarınız nedir?" sorusuna, Büyük Önder Atatürk, "Allah, nasip eder, ömrüm vefa ederse Musul, Kerkük ve adaları geri alacağım. Selanik de dahil Batı Trakya'yı Türkiye hudutları içine katacağım" cevabını verir.



Bu sözlerden sonra amerikanın Atatürk'ü büyük tehlike olarak görüp öldürmeyi amaçladığı söylenir...
K A L K A N:
Köprülerin (Linklerin) Görülmesine İzin Verilmiyor.
Köprüleri (Linkleri) Görebilmek İçin Üye Olun veya Giriş Yapın


ATATÜRK, 14 Eylül 1931 günü bir sohbet sırasında anlattığı
aşağıdaki hatırasıyla kendisinde milliyetçilik fikrinin gelişmesini çok net bir
şekilde dile getirmektedir:
"Bizim neslin gençlik yıllarına Osmanlılık telkin ve etkileri hâkimdi.
İmparatorluk halkını meydana getiren Türk'ten başka milletlere, bu arada
yanlış bir din anlayışıyla Araplara, sarayın, ordu ve devlet ileri gelenleri
arasında bulunan ırktaşlarının etkisiyle Arnavutlara özel bir değer veriliyor,
onlardan söz edilirken 'kavmi necip' deyimi ile sıfatlandırılarak bu duygunun
belirtilmesine çalışılıyor, memleketin sahibi ve devletin kurucusu olan biz
Türkler, ikinci plânda gelen önemsiz halk yığınları sayılıyordu.
Şair Mehmet Emin Yurdakul'un, ilk defa Manastır Askerî İdadisinde
öğrenci iken okuduğum 'Ben bir Türk'üm, dinim, cinsim uludur' mısrasıyla
başlayan manzumesinde, bana millî benliğimin gururunu tattıran ilk anlatımı
bulmuştum. Fakat ben asıl bunu, orduya katıldığım ilk günlerde, bir Anadolu
çocuğunun gözyaşlarında gördüm ve kuvvetle duydum. Ondan sonra
Türklük, benim en derin güven kaynağım, en engin övünç dayanağım oldu.
Kendimi hiçbir zaman Osmanlılığın telkin ettiği başka milletleri öven ve
Türklüğü aşağı gören eksiklik duygusunu kaptırmadım.
Bakınız nasıl oldu? Kurmaylık stajı için verildiğim süvari alayı,
Hayfa'da bulunuyordu. Kışla ile deniz arasında geniş bir talim alanı vardı ve
piyade acemi eğitim devri yeni başlamıştı. Erleri bölgeden toplanmış Arap
gençlerinden, öğretici kadro da tecrübeli ve Anadolulu kıt'a çavuşları olan
Türk delikanlılarından kurulu idi. Katıldığım bölüğün alaydan yetişmiş,
Makedonya Türklerinden, ileri yaşlı bir yüzbaşısı vardı. Erlere çavuşlar talim
yaptırıyor, biz subaylar arada dolaşarak çalışmaları izliyor ve denetliyorduk.
Yüzbaşı, çavuşlarına karşı sert davranıyor, yeni erlere karşı ise fazla şefkatli
görünüyordu. Onların herhangi bir şekilde azarlanmasına, hırpalanmasına
gönlü razı olmadığını ısrarla söylüyordu. Hâlbuki talimlerde, Türkçe
bilmedikleri için, çavuşların söylediklerini iyi anlayamayan kimi erlerin yanlış
hareketlerinin, zaman zaman çavuşların sabırlarını tükettiği, sertçe
davranışlarına yol açtığı da oluyordu. Bir gün yüzbaşı, bu yolda hareketten
kendini alıkoyamayan bir çavuşunu mimlemiş ve talimden dönüldükten
sonra, birlikte oturduğumuz bölük komutanlığı odasına çağırtmıştı. Takım
komutanıyla birlikte gelerek yüzbaşısını saygıyla ve askerce selâmlayan
çavuş, yirmi beş yaşlarında dinç ve yakışıklı, ince bıyıklı, elmacık kemikleri
fazla kabarık, uyanık bir Türk çocuğu idi. Yüzbaşı, onu millî onurunu ağır
şekilde hançerleyen '...Türk!' sözleriyle azarlamaya başlamıştı. 'Sen nasıl
olur da kavmi necibi Arap'a mensup, Peygamberimiz Efendimizin mübarek
soyundan olan bu çocuklara sert davranır, ağır söz söyler, onların kalbini
kırarsın? Kendini bil, sen onların ayağına su bile dökmeye lâyık değilsin...'
gibi gittikçe manasızlaşan, fakat yaşlı yüzbaşının samimî inancından kuvvet
alan sözlerle hakaret ediyor, gittikçe asabîleşiyordu. Ben dikkatle çavuşun
yüz ifadesini izliyordum. Başlangıçta üstünde bir babaya duyulan saygının
içtenliği okunan çizgiler sertleşmeye, içten gelen haklı bir isyanın ateşleri
gözlerinde okunmaya başlamıştı. Fakat gerçek itaatin simgesi olan her Türk
askeri gibi bu da iç duygularını gemlemesini bildi. Sessizce göz pınarlarından
dökülmeye başlayan yaş damlaları, yanaklarında birbirini kovalayarak
bıyıkları üstünde toplanıyor ve kendini böylece yatıştırmaya çalışıyordu. Ben,
bir taraftan üzgün ve sinirli, bu sahneyi seyreder ve söylenenleri dinlerken, bir
yandan da içimde bir isyan duygusu şahlanıyor ve şöyle düşünüyordum: 'O
erin bağlı olduğu kavim, birçok bakımdan necip olabilirdi. Fakat çavuşun,
yüzbaşının ve benim bağlı olduğumuz kavmin de tarihleri şerefle dolduran
büyük ve asil bir millet olduğu da bir an şüphe
götürmez bir gerçekti. Türklük hakkındaki o günkü görüş ise doğrudan
doğruya Türk aydınlarının kendi kendini bilmemesinden ve başka milletlerde
şu veya bu sebeple üstünlük var sayarak, kendini onlardan aşağı

16 Haziran 2018 Cumartesi

INSTITUTO TURCO MUNDIAL NORUEGA.


CENTRO ESTRATÉGICO MUNDIAL DE INVESTIGACIÓN TURCO.


OBRAS DE KARAÇAY TURCO GURUBU.



http // alasgiray45simplesite.co.



Mi estimado amigo de esto hace casi 20 años mi profesor olaf johansen sobre la inmigración de tribus turcas de Asia Central
después del primer comienzo del milenio en el medio de la emigración de las tribus turcas asiáticas de 200-250 años
y que estas migraciones duraron hasta los años 600-650 demostró que las tribus turcas que participaron en estas migraciones
La garganta de Bering que excedió las Américas llegó a la tribu de estas tribus, la tribu huna de Europa
Dopugu, oeste, norte, sur y centro de Europa están dispersos y esta es la razón por la que en Europa, el imperio hun occidental
Los vikingos y los utuks emigraron al norte de Europa. En estas migraciones, la tribu Utuk era una tribu turca y los circasianos.
esta tribu es la continuación de la gira de las Américas, nuestros profesores son de México, Argentina, Brasil y otra Europa de los lagos del sur.
En las fosas comunes encontradas en las Américas, con la inmigración de Asia Central, donde los pies de los Padres se ejecutan como esclavos
en la Encuesta Antropológica Etmológica realizada por personas que llegaron a esta región, estos esqueletos pertenecían a Asia Media
y se revela que están relacionados con los turcos en las investigaciones realizadas. En algunas comunidades, la imagen que llega a la naturaleza
Los estadounidenses han encontrado que las antiguas tribus del continente y el comienzo del descubrimiento del hleket y los primeros propietarios de ese continente
Las tribus americanas han sido arrebatadas por la fuerza a las tribus turcas.
Si tienes curiosidad y has sido genocida, puedes seguir google + http // alasgiray45simplesite.com o blogger den

12 Haziran 2018 Salı

WORLD TURKISH INSTITUTE NORWAY.




Politics and politics lead to the government of the country Topgum and the nation, politics and politics,
politics, that is, if society and nation are in this consciousness, no power can go beyond the will of the nation.
billions of living people we are willing to change the politics of the Economy politics of the world
Only Society of Nations is enough to believe that now the same vision and dream
People with disabilities can show this by acting together, that is, politics and politics do not need Russia, China, the United States
society is the greatest force We already have a place where we come out Why would we turn it into a gentle if we
if we act with faith we will show the power of the world both in the countries where we live and the world rich in politics
it is politics and politics that make the nations poverty. It is a greater power to fight than to fight.
The Country I live in is the application knowledge in Turkey. Atatürk, the reputation of the dignity in the world, the peace in the world
i will do this
it is not so difficult to achieve that it is only delivered to the layers of society that we write,
we know that without a political slave we do not succeed Why do not we Akp ikdirler 16 years,
this country made it this The economy is over politics is over the deceiving people deceiving brought it up here now the wall
If power is now in all layers of society, if the layers of society have made the case for 16 years,
the election will see this fact whether the election wants the future Akp won or another party is waiting for us hard years ahead
Recording the economy domestic debt domestic foreign debt restructuring economy economy and retirement
requires at least a 10-year term, ie the country has to rescue this business from the inflation of up to 58%
Akp's country brought a business in 16 years I do not believe that AK's will succeed

9 Haziran 2018 Cumartesi

Amerika  kıtasına göçler (profösör OLAF JOHANSEN) GÜNEY AMERİKANIN SÖMÜRGELİŞT6İRİLMESİ.



ORTA ASYA TÜRK KAVİMLER GÖÇÜ.


KITAYA ÖNCE KİMLER GELDİ?                                                                       ASIL KÂŞİFLER

Kuzey Amerika’ya ilk erişen insanlar, yeni bir kıtaya ayak bastıklarını kesinlikle bilmiyorlardı.  Herhalde, atalarının binlerce yıldır yaptığı gibi Sibirya kıyılarında av peşinde koşuyorlardı ve sonra da kara köprüsünü aşmışlardı. (Geç Buzul Çağı'nda, deniz düzeyinin bugünkünden 90 metre aşağıda olduğu ve Sibirya ile Alaska'nın, şimdi batmış olan Beringia kıtasıyla birbirlerine hâlâ bağlı olduğu bir zamanda).
Alaska'dan ovalara açılan buzsuz koridorun bitki örtüsüyle kaplı olmadığını ve bu nedenle insanların ya da hayvanların yaşamalarının imkânsız olduğu, bu nedenle ilk yerleşimcilerin Alaska kıta sahanlığı boyunca doğuya ve güneye ilerlediler. İlk Kuzey Amerikalıların buzullar arasındaki geçitleri aşarak şimdi Amerika Birleşik Devletleri’nin bulunduğu güney bölgelerine ulaşmaları için binlerce yıl daha geçmesi gerekti.
M.Ö 13.500 ila 13.000 yılları arasında Kuzey Amerika kıtasında yerleşen bu ilk konuklar, Clovis İnsanları olarak adlandırılır. (Bu insanların, Paleo-Kızılderili kültürünün ilk örnekleri olduğu tahmin edilmekte). O dönemde geliştirilen kültüre ise, New Mexico’nun Clovis kenti yakınlarında bulunmasından dolayı Clovis Kültürü denilmektedir.

Özetle, Amerika 15.000 yıl önce keşfedildi. Amerika'ya yalnızca çağdaş insanın, yani Homo sapiens sapiens'in yerleştiği konusunda herkes fikir birliği içindedir. Yüz yılı aşan sıkı bir çalışma, Neanderthaller gibi eski insanların izlerinin olmadığını ortaya koymuştur.


HANGİ KİMLİKLER ALTINDA YAŞADILAR?
İlk gelen Avrupalıların karşısına çıkan Amerika, boş bir doğa parçası olmaktan çok uzaktı. Bugünkü tahminlere göre, o günlerde Batı Yarıküresi’nde de Batı Avrupa’daki kadar, yani 40 milyon, insan yaşıyordu.

KIZILDERİLİLER
Günümüzde ABD’nin bulunduğu bölgede, ilk Avrupa kolonilerinin kurulmaya başladığı sıralarda 18 milyon Kızılderili yaşadığı sanılmaktadır.
Orta Meksika’nın bulunduğu bölgedeki Kızılderililer (Native North Americans and/or Indians) tarıma öncülük ettiler ve mısır, kabak ve fasulye yetiştirdiler. Bu konuda edinilen bilgi ve deneyim yavaş yavaş kuzeye doğru yayıldı. New Mexico’nun nehir vadilerinde mısır yetiştirilmeye başlanmıştı. Bunun ardından sulamanın ve köy yaşamının ilk belirtileri görüldü.
MS ilk yüzyıllar, bugünkü Arizona – Phoenix’de, Hohokumlar Ohio’da Hopewellian’lar, Mississippi’ler, bugünkü Güneybatı ABD’de çağdaş Hopi Kızılderililerinin ataları olan Anasaziler, Kuzeybatıdaki Büyük Okyanus kıyılarında, olasılıkla Kolomb öncesi Amerikalı Kızılderililerin en uygarları yaşıyordu.

AZTEK (Meksika)-MAYA-İNKALAR (Peru)
Mezoamerika Meksika’dan Kosta Rika’ya kadar uzanan bölgedir. Kristof Kolomb, sonradan Amerika adını alacak kıtaya ayak bastığı zaman burada çok yüksek bir uygarlık seviyesine erişmiş medeniyetler vardı. Şimdiki Meksika’da, Orta Amerika ve Antiller’de, Ant dağlarının kuzey ve orta kesimlerinde MÖ 1.800 ila MÖ 300 yılları arasındaki dönemde Orta Amerika’da karmaşık kültürlerin yükseldiği görülür. Bölgede çok sayıda şehir devleti, krallık ve imparatorluk ortaya çıkıp dağılırken birbirleriyle sürekli olarak mücadele halinde olan öne çıkan beş uygarlıktan bahsedilebilir: Olmekler, Teotihuacan, Toltekler, Mexica ve Mayalar. Meksika’nın yüksek yaylalarında Toltek ve Aztek, Antiller’de Karaip, şimdiki Kolombiya’da olarak Chibeha, Peru ve Bolivya adalarında da İnka uygarlıkları bulunmaktaydı. And bölgesini yöneten İnkalar 1438 ile 1533 yılları arasında yörede tek egemendiler.


SÖMÜRGECİLİK                                                             Bilinmezse, Amerika’nın Keşfi anlaşılmaz.

İlk sömürgecilik 15. yüzyılın sonlarında başlayan deniz yolculuklarıyla başladı. Deniz yolculukları İspanyol ve Portekiz krallıkları tarafından düzenlenerek Portekizliler Afrika’nın batı kıyıları boyunca Güneye doğru ilerlediler



Tarihçiler, genelde Avrupa, özelde ise İngiltere’nin sömürgecilik anlayışını üç tarihsel döneme ayırırlar.
Birinci Dönem, on yedinci yüzyılın sonlarından on dokuzuncu yüzyılın başlarına kadar devam eder ve Eski ya da Kolonyal Sömürgecilik (Old or Colonial Imperialism) olarak adlandırılır. Merkantilism ve Amerika kıtası başta olmak üzere Yenidünya’nın sömürge kolonisi haline getirilmesi süreci, bu dönemi en iyi şekilde karakterize eder.
İkinci Dönem, 1830’lardan 1880’lere kadar devam eder ve Serbest Ticaret Sömürgeciliği (Laisez de’affaire) olarak isimlendirilir. Başta İngiltere olmak üzere sömürgeci devletler; Osmanlı, Çin ve İran gibi geri kalmış ve sanayileşmemiş devletleri, ekonomik bakımdan sömürge haline getirmesi süreci.
Üçüncü dö

8 Haziran 2018 Cuma

TARİH NE DİR(ORTA ASYA TÜR KAVİMLER GÖÇÜ)TARİHİN BAŞLAN GICIDIR.



Dünya Üzerindeki ilk kitlesel Göçler Orta asya Türk kavinler göçü ile başlamıştır Bu kavimler göçü ile etmolojik olarak
genlerin zenginleşmesine nerden olmur Orta Asya Türk ırkının çıkışyeri kabul edildiğinde şunu göreceksinizki Türk kavimleri
ulaşamadığı bir yer kalmamıştır Bugün kızılderililer de Amerika ktralarıına göç eden atalarımız olduğu kesindir ve dünya
ya orta asya Türk kavimler göçünün armağanıdır.Tarih nedir?
Geçmişteki insan topluluklarının gerek kendi aralarında, gerekse komşularıyla olan siyasal, toplumsal münasebetlerini yer ve zaman göstererek anlatan bir bilim dalıdır. Bu bakımdan ancak yazının icadına kadar gerileyebilir. Yazı ise bundan 6.000 yıl kadar önce icat edilmiştir.
Tarih, birçok başka bilim dallarıyla de ilgilidir. İnsanların yaşadıkları yerleri, iklim şartlarını bildiren «coğrafya», eski uygarlıkları anlatan «arkeoloji», insan ırkları arasındaki akrabalıkları izah eden «antropoloji» bunların başlıcalarıdır.
Yazının icadından önceki devirlerde de insan topluluklarının var olduklarını ve önemli roller oynadıklarını yapılan kazılarda elde edilen kalıntılardan anlamak mümkündür. Fakat bunlar yazılı belgeler olmadığı için, bu devreye «Tarih Öncesi Çağlar» denir. İnsan, başlangıçta hayvanlardan farksız, vahşi ve ilkel bir hayat sürmüş, sonra zekasını kullanarak birtakım araçlar meydana getirmiş ve hayvanlardan farklı bir hayata kavuşmuştur.
Önce taştan yararlanmış, sonra taşı yontarak istediği biçime sokmuş, ateşi öğrendikten sonra da bundan yararlanmanın yollarını aramıştır. Tekerleğin icadı, hayvanların evcilleştirilmesi, kaldıraç, uygarlık yolunda insanın en büyük yardımcıları olmuştur. Nihayet madenlerin bulunuşu, önce bakırdan, sonra tunçtan, daha sonra da demirden faydalanma imkanını yaratmıştır.
Bu sıralarda yazının da icadı ile Tarih Öncesi devirler sona ermiştir. İnsanın takvimi uygulamaya başlamasından sonra, tarih olaylarını tespit daha da kolaylaşmıştır. Tarih devirleri yazının icadından başlar, zamanımıza kadar gelir. Bu devre de ayrıca dört bölüme ayrılmıştır:
İlkçağ: Yazının İcadı ile başlar, M.S. 476'da Batı Roma'nın yıkılması ile son bulur. Önemli uygarlıkların kurulduğu, büyük mesafelerin kaydedildiği bir devredir.
Ortaçağ: M.S. 476'da başlar, 1453te İstanbul'u Türker’in fethiyle sona erer. Ortaçağ'ın sonu olarak 14?2'de Amerika’nın keşfini kabul edenler de vardır.
Yeniçağ: 1453'ten 1789 Fransa İhtilali'ne kadar devam eder.
Yakınçağ: 1789'dan zamanımıza kadar geçen devredir. Bundan sonra İkinci Dünya Savaşında atom bombasının bulunmasının da bir başka devre olarak kabul edilmesi mümkündür.
Tarih biliminin çeşitli kolları da vardır. Bunların başlıcaları, «Siyasi Tarih», «Sanat Tarihi» ve «Edebiyat Tarihi» dir.
Tarih nedir? (Felsefe)
Genel olarak, doğanın ve toplumun gelişme süreci. Daha dar bir anlamda çeşitliliği ve bütünlüğü içinde, insan faaliyetinin sonucu olarak gerçekleşen genel yasal düzenliliklere uygun toplumsal gelişme süreci. Tarih kavramı, ayrıca tarih bitimi anlamında kullanılır. Tarih hakkındaki bilimsel teori, dolayısıyla tarih biliminin genel teorik ve yöntemsel dayanağı, tarihsel maddeciliktir.
Toplum tarihi, doğa tarihinden farklı olarak, insanlar tarafından yapılır; dünya, yüksek, ulu güçlerin, bir tanrısal yönetici gücün, ya da bir mutlak ide’ nin vücut buluş biçiminin bir ürünü değildir. Tarih, faaliyet içindeki insandan ayrı tutulup kendi başına ele alınamaz: «Tarih, hiç bir şey yapmaz. Bütün bunları yapan, sahip olan ve savaşım veren insan’ dır, gerçek, yaşayan insandır; insanları, kendi amaçlarını gerçekleştirmek için kullanan tarih değildir; o ve bunun sonucunda toplumsal ilişkilerinin artması ölçüsünde, insanlığın tarihi olan tarih doğar.»(Marks).
İnsanların maddi faaliyeti, toplumsal pratiği, hem üretim güçleri ve üretim ilişkileri tarafından, hem de bunlardan zorunlu olarak çıkan ve etki yapan yasal düzenliliklere uygun bağlanıldıklar tarafından belirlenmiştir. Bu nedenle insanlık tarihi, insanlar tarafından ortaya konduğu halde, yasal düzenliliklere uygun bir süreçtir. Toplum, her zaman «tarihsel gelişmenin belli bir basamağındaki bir toplum, kendine özgü, değişik karakterli bir toplum olarak»(Marks), üretim güçleri ve üretim ilişkileriyle, toplumsal sınıflara ve katmanlara bölünmeleriyle ve üstyapının düşünce ve kurumlarıyla, belirli bir sosyo-ekonomik kuruluş olarak var olur.
En genel ifadeyle dile getirecek olursak, insanlık tarihi, bir sosyo-ekonomik kuruluşun genel yasal düzenliliklere uygun olarak doğması, gelişmesi ve daha yüksek düzeydeki bir sosyo-ekonomik kuruluş tarafından ortadan kaldırılmasıdır. İnsanlığın tarihsel gelişmesinin, bölgesel ve zamansal farklar ne olursa olsun, ilkel toplumun, köleci toplum un feodalizmin kapitalizmin ve sosyalist toplum ve komünist toplum’ un zorunlu, genel yasal düzenliliklere uygun sırasını izlemiş olması ve izleyeceği olgusunda, dünya tarihinin bütünlüğü dile gelir.
Bu bütünlük içindeki tarih süreci, biçim ve içeriktir

6 Haziran 2018 Çarşamba

INSTITUTO TURCO MUNDIAL NORUEGA.


Distinguidos Amigos de Asia Central La inmigración de tribus turcas es una historia que no puede ser negada por el mundo históricamente experimentado.
El primer profesor Olaf Joshansen viajó por el mundo para hacer este trabajo científico y obtuvo los resultados y el medidor histórico.
con todos los hechos que este mundo tiene que saber muy bien porque está en el mundo
esta inmigración tiene un gran efecto en todos los eventos que tienen lugar porque las tribus de las tribus turcas de Asia Central no son todas turcas
El trabajo de Olaf Johansen ha estado dominado por académicos extranjeros, y la gran mayoría de estas tribus son turcas
Turquía ha puesto de manifiesto que la tribu también sabemos que muchos nacionalistas turcos que viven como político, por lo que este
El profesor noruego Olaf johans Configurar revelar la verdad hoy en día no se entiende bien por la inmigración americana Turquía
Los migrantes en Asia no se conocen en absoluto. Hoy en día, nuestros profesores han trabajado en la migración de asiáticos en Corea.
Japón y muchas naciones asiáticas tienen parientes cercanos con los turcos, solo migraciones europeas
Esta migración masiva, conocida como la
Los europeos ni siquiera saben que la gran mayoría de los antepasados ​​son turcos, dice nuestro profesor,
usted respetará su opinión pero no tendrá miedo de contar los hechos y no tendrá miedo de decirnos
hemos hecho muchos amigos y amigos en todo el mundo al cumplir este deseo y hemos estado contando y contando a todo el mundo
continuaremos
DÜNYA TÜRK ENSTİTÜSÜ NORVEÇ.


Değerli Yüce Türk milleti Şimdi ülkemiz bir seçime gidiyor seçim propaganda larında hakaret küfür bini bir paraya gidiyor.
aBen buı ülkenin Aydın bir evladı olarak utanç duyuyorum ben mesleğim icabı hemen henen 72 ülke gezdim bazılarında kaldım
ve yaşadım böyle bir seçim görmedim İktidar partisi bakanı berat bey çıkıyor diyorki biz Ay,a çift şeritli yol yaptık desek
seçmenimiz bize inanır diyor yani şunu mu demek istiyor biz kendi seçmenimize yalanda söylesek bize inanır bende bir aydın
insan olarak bu söz seçmene hakarettir sen geri zekalısın demektir Acaba benmi yanlış düşünüyorum sizin yorumuzu nedir çok
merak ediyorum İzmir Adnan menderes hava alanını ben yaptım diyor ben 1980 lerde izmire yerleştim yanlış hatırlamıyorsam
bu hava alanı vardı bu hava alanının ek hizmet binalarını akp yaptı yoksa yapılan birşey yok Buz dolabi çamaşır makinesini
bizler yaptık diye biliyor ben 1960 larda diyorumki bizim evimizde buz dolabı çamaşırmakinesi vardı Rahmetli dayım Hava Hakim
albaydı Amewrikalı bir arkadaşından almıştı buz dolabı çamaşır makimnesini yani bu millet 1960 lada tanışmıştı buzdolabı
çamaşır makinesi ile bu yalanlara ne gerek var yollar yaptık hastaneler yaptık hava alanları yaptık diye söylüyor devletin
görevi bu hızmetleri yapmaktır çünki devlet olmanın gereği budur şöyle dünya haritasını önünüze bir koyun sömürge ülkelere
bir bakın hepsinin büyük şehirlerinde gökdelenler muazzam otoyollar hava alanları vardır bu olanlar o ülkelerin sömürge
olduğu gerçeğini değiştirmiyor yani bu yaptıklarınız Afrika da da var bu ölçü değil ne kadar kalkınmışız nekadar Milli
gelirimiz artmış işsizlik nekadar aşağya çekilmiştir üretim iş istihdam ne durumdadır gelişmişlik onabakar yani ağız kalabalığı
değil icraat bugün Ekonomi çökmüş ortada para yok esnaf kan  ağlıyor gittiğim her yerde esnaf 8 aydır iş yapamıyoruz diyor
şimdi Adaylara soruluyor ekonomiyi nasıl düzeticeksiniz diye Adayalar ülkenin ekonomik bir felaketin  içinde olduğunu biliyor
tabloyu görmeden de vaat edemiyorlar ancak tahmin ettikleri imkanlara göre birşeyler vaad ediyorlar sizden ricam facebook
u olan facebook ta paylaşsın